OĞLUMA

OĞLUM TÜRKER

29 yaşında göçüp gittin aramızdan,

Senin hatıralarınla dolu her an,

Genç yaşta aramızdan ayrılan oğlum,

Gözlerimde bir yıldız gibi parlıyorsun

Gökyüzünde yıldızlardan biri olduğunu düşünüyor,

Ve adını yıldızlara haykırıyorum.

 

TÜRKER adını kalbimizde sonsuza dek yaşatacağız

Sevginle yanıp tutuşan bir aşkla seni arayacağız

Hatıralarınla dolu bu özel günde yüreğimde bir hüzün,

Gözlerim kapalı seni hayal ediyorum bugün

Belki de meleklerle yan yanasın orada gülen yüzün,

19 yıl geçse de seni seviyorum sevgili OĞLUM .

 

Evlat acısını çeken bilir,

Bu acı gözlerimden yaşlar getirir,

Ya sabır dedikçe hayalin gözlerimin  önüne gelir

Seni çok seviyorum sevgili OĞLUM.

 

Genç yaşta çalışma hayatına atıldın,

Hayatın yükünü üstünde taşıdın

Dertlerini hep içinde taşıdın

Doyasıya sarılıp koklayamadığım sevgili OĞLUM.

 

Hakkım sana helal olsun

Mekanın cennet olsun

Kabrin nurlarla dolsun

Allahın rahmeti ve bereketi üzerine olsun.Ruhun Şâd olsun

               18 Ağustos 2023 Seni çok seven baban Ramazan TAŞALTIN



Kasım 1975'te dünyaya geldin. Sen Allah'ın bana bir emanetiydin. 29 yıl babalık yapmaya çalıştım. Mayıs 2004'te sen Denizli'den arabanla bende Çanakkale'den otobüsle İzmire gelerek, buluştuk. Hasret giderdik, kahvaltımızı yaptık. Yorgunduk ama güne iyi başlamıştık. Randevu saatinde kontrollerini yaptırmak üzere Tıp Fakültesine gittik. Tetkik ve tahlillerin yapılması ve tedavi için hastaneye yatırdılar. Bende refakatçi olarak 4 ay hastanede yanında kaldım. Neler konuştuk, ne hayaller kurduk.


Ama, 19 Ağustos 2004 günü her taraf karardı. Sen yoktun. Gittin. Ben nerden bilirdim 19 Ağustos için ölüm meleğine randevu verdiğini. Cenab-ı Allah ''Her nefis ölümü tadacaktır'' buyuruyor. Ama ben nerden bilirdim Isparta'daki Gülistan mezarlığında toprak altında Allah ile buluşacağını.


Bilemedim. Ama sen yoksun. Sonra ölümün bana daha yakın olması gerekmez miydi? Randevuya gitmek bana uygun düşmez miydi? Sırayı bozdun be oğlum. Niçin? Allah'ın rahmetine erken kavuşmak için mi? Rahatlamak için mi? Bilmiyorum. Tabiki inancımız tam. Kimin nerde nasıl öleceğini, geleceği Kainatın sahibi Yüce Rabbimiz biliyor. Şükür ve sabır bize kalıyor. Bunun bilincindeyim.


Telefondaki hal hatır sormaların, baba abim uzaklarda, siz yaşlanınca ben bakarım hatta evleneceğim kızı da ona göre seçmem lazım diyen sözlerin, yürüyüşün, masum ve çekingen duruşun, gülümsemelerin, sevdiğini belli etmeyen tavrın, sinirli hallerin, herkesin yardımına koşman UNUTULMADI... Silinmedi, silinmezde. Sen benim kalbimin sökülüp atılamayacak derinliklerindesin. İnanıyorum bende senin kalbindeyim.


Oğlum her gece başımı yastığa koyduğumda seninle konuşuyorum. Önce konuştuklarımız, hayallerimiz gözümün önünden bir bir geçiyor. Sanki sen yan taraftaki odanda yatıyorsun veya arkadaşlarınla yemeğe çıktın geç kaldın kapıdan girivereceksin. Gözüm kapıda, ruhum bedenimden ayrılmasa da (Ne zaman ayrılacak Allah bilir) ben hergün ölümü yaşıyorum.


Bütünün parçası eksik. Acıların en büyüğü evlat acısı. Allah kimseye yaşatmasın. Bir evlat, ana, baba, büyüklerin mezarını ziyarete gider, dua okur, çiçekler bırakır. Bir baba için evladının mezarını ziyaret etmek ne kadar acı ve zor. Ama Yaradanın bir bildiği vardır. Ya sabır diyerek, şükretmekten başka çarem yok.


Ticaret Lisesinde okurken özel sektörde staj yapmaya başladığında tutumlu birisi olacağın belliydi. Çalışma hayatını ve sorumlulukları erken öğrendin. Aldığın maaşlardan para biriktirdin. Kredi alarak araba sahibi oldun. Borcunu kendin ödedin. Kooperatife girdin. Artık iş evlenmeye kaldı diyordun. Hazırlıklar yapıyordun. Araba kullanmayı ne kadar severdin. Onun için biraz kilo fazlalığın vardı. Ama boyunda uzundu. Lisede iken arkadaşlarınla arabamızı alır sık sık kaçamak yapardın. Birgün kızdığımda "Araba katlanabilir, paket olabilir bir eşya olsa, eve çıkarır odamda birlikte yatarım. İleride mutlaka araba alacağım, hem de kendi paramla."demiştin. Hakikaten kendi paranla araba aldın. Hala daha dikkatli araba kullanışın sohbetlerde konu ediliyor.


Ya bizi Denizli'den Çanakkale'ye arabamızla bırakıp gece saat 12'de otobüsle geri dönüşün ve sabah mesaiye gidişin. Herkese yardım eli uzatmaların ve daha nice iyiliklerin. Unutulmadı. Unutmadılar.


Adını taşıyan 4 yaşında bir yeğenin var. Hareketli, akıllı. Allah uzun ömürler versin. Ama uzaklarda. Yılda bir kaç kez görüşebiliyoruz. Akraba, amca kavramlarını öğrenince eminim senin ilk ziyaretçin olacaktır.


Canım oğlum, senin varlığın, yakınlığın benim yaşam kaynağım olacaktı; böyle anlaşmıştık seninle. Ama olmadı. Meyveli bir ağaçtan en iyisini Rabbim seçip aldı diye inanıyorum, dua ediyorum, sabrediyorum. Ahirette buluşacağımız günü bekliyorum. İnşallah kabrin cennet bahçesidir. İnşallah Peygamber efendimizin şefaati ve Allahın rahmeti üzerinedir. Ruhun şadolsun.


Seni Hiç Unutmayacağız...

Baban : Ramazan Taşaltın

20 Ağustos 2008


Konferans Salonu ve Amfi
Konferans Salonu ve Amfi
Konferans Salonu ve Amfi
Konferans Salonu ve Amfi
Konferans Salonu ve Amfi
Konferans Salonu ve Amfi
Konferans Salonu ve Amfi
Konferans Salonu ve Amfi